Farqin (Silvan) TARİHÇESİ:

Posted: 26 Aralık 2011 in Uncategorized

 Asurlar Zamanında kurulmuş olduğu söylenen,Silvan,Diyarbakır ile ortak bir geçmişe sahiptir.Büyük Tigran tarafından kurulan Tigranokerta olarak bilinen Silvan, Helenistik Çağın en büyük ve en önemli kentlerinin başında gelmektedir. M.Ö 77 yılında 300 bin nüfusu ile bir imparatorluk başkenti olan Silvan’da 12 Yunan kentinin halkı yaşamaktaydı. M.S 410 yılında Mar Marutha tarafından İran hükümdarı II. Şapur tarafından katledilen Hristiyan askerleri arasında “Kırklar” diye bilinen 40 Hristiyan şehidinin kemiklerinin büyük bir merasimle getirtip inşa ettirttiği kalede yapılan kemerlere bu kemikleri gömdüğü için Bizanslılar şehre Matryropolis (Şehitler Şehri ) adını vermişlerdir. VI.yy’da Bizans İmparatoru Justinanus’un Silvan Kalesini güçlendirip bu kale şehre kendi adını vererek, ,Justinianopolois’i Perslere karşı çok önemli bir garnizon olarak kullandı. 639 senesinde , Hz.Ömer döneminde, Iyaz Bin Ganm tarafından Bizanslıların idaresindeki Silvan fethedilir. Sonraki dönemlerde Hamdaniler (980-984), Mervaniler (984-1085 ) ,Büyük Selçuklu İmparatorluğu – Artuklu Beyliği , Eyyubiler, Anadolu Selçuklular’ın idaresinde kalan Silvan 1259 yılında Hulagu önderliğindeki Moğollar tarafından zaptedilip, harabeye çevirilmiştir.Daha sonra İlhanlılar, Akkoyunlular (1375’e kadar), Karakoyunlular, Timur Döneminde ise (1397-1506) Silvan tekrar Akkoyunlulara veriliyor. 1506’da Safevilerin idaresine geçen Silvan , 1514 Çaldıran savaşı’ndan sonra 1524 senesinde Osmanlı Devleti’nin idaresine geçmiştir. İslamiyet döneminde de Ortaçağ’ın en parlak kentlerinden biri olması ,Meyyefarkin adıyla Mervani Devleti’nin başkenti, Artuklu Devleti’nin ikinci başkenti ,Eyyubilerin ana merkezi olması ,Silvan’ın tarihte önemli bir rol almasına sebep olmuştur. Mipherket, Muhargin, Farkin, Sliv, Sıliva ve bugünkü adıyla Silvan, 1873 yılında ilçe merkezi olarak Diyarbakır’a bağlanan en büyük ilçelerden biri olmuştur. Atatürk, Silvan’da bulunan 16. Kolordu Karargahı’na, 14 Nisan 1916’da Mirliva (General) olarak terfi etti. . Burada görev yaptığı sırada verdiği taarruz emri ile 7 Ağustos’ta Muş, 8 Ağustos’ta da Bitlis , Rusların elinden geri alınır. Atatürk’ün ,Silvan’da kaldığı dönemlerde Sadık Üstün’e göndermiş olduğu mektupları, hala bu aile tarafından muhafaza edilmektedir. Silvan sahip olduğu tarihle eşdeğer önemli tarihi eserlere sahiptir. Surlarla çevrili kalesi ve burçlarıyla yüksekliği 25 metreyi geçen ve dünyada dolgu sistemiyle yapılan tek kale-şehir olması; efsane aşka konu olan Zembilfroş Burcu, dünyanın en geniş taş kemerli köprüsü olan Malabadi Köprüsü, Kemuk Köprüsü (baraj altında kaldı); Bizans bazilikanı sütunlarında kullanmak suretiyle yapılan ve bölgenin büyük camilerinden olan Selahattin-i Eyyubi Camii (Ulu Camii) ,Karabehlülbey Camii, Kıldan Kilisesi (Belediye Camii), Eyyubi Camii (Kırık Minare), Boşat Kalesi, Helda Kalesi, Şemak Kalesi kalıntıları, Roma Eseri olan Başıka Kalesi ; yine ilçe merkezinde bulunan Atatürk Evi Müzesi, Üstünlerin Evi, Azizoğullarının Evi…,çeşmeler,türbeler ; Temtemburg ve Hemido Mağarası, Paleolitik çağdan kalma buluntuların olduğu ve Ortaçağ’da Hristiyanlar tarafından iskan edilen , birbirine koridorlarla bağlı 300 adet odadan oluşan ve kapladığı alan itibariyle dünyada emsal teşkil eden Hasuni Mağaraları ve Hasuni Kilisesi ; çok önemli tarihi miraslarımızdandır. İlçe merkezinde her yıl Mayıs ayında kutlanan Sere Gülan Şenlikleri, yine Silvan’ın Kumgölü Köyünde her yıl kutlanan Murat (Serhıvde ) şenlikleri…gibi tarihi ve kültürel zenginlikler turistik çekiciliğe sahip ender yerleşim yerlerimizdendir. Bu Kale-Şehir, tarihin bütün dönemlerinde ayrı bir önem ve zenginlik kazanmıştır. Ayrıca Malabadi Köprüsü yakınlarında, Silvan-Kozluk İlçe (Batman ili sınırlarında yer alan ) sınırlarında bulunan ve Anadolu’nun ilk yerleşim yerlerinden olan Hallan Çemi Höyüğü’ndeki Neolitik Dönemden kalma buluntular da , Silvan’ın ve bölgenin tarihi geçmişine ışık tutmaktadır. Bugün yalnızları yaşamakta ama yine bugün uzaklardan yakınlaşmak isteyen ve yeniden, tarihiyle geleceğini yaratan ellerin sıcak ve dost dokunuşunun yaratı gücünde buluşmak istiyor.Bugün geleceğine eski ve yeninin dönüşümünde yeniden var olmak istiyor.; Bugün keşfedilmeyi değil, keşfedilmişliğin parıltısının tekrar iadesini istiyor.Ödenecek borçlarla değil; eskimeyi ve eskiyle buluşturan yeninin doğurgan gücü olmak istiyor. Bugün Silvan , sizlerle buluşmak istiyor. Batısında; Diyarbakır ve Hazro, Kuzeyinde ; Lice ve Kulp ilçeleri, Doğusunda ; Batman ili Güneyinde Bismil ilçesi ile komşu olan Silvan, Diyarbakır ile ortak, eski bir geçmişe sahiptir. Antik dönemde SOPHANANE olarak anıldığı ve İ.Ö 77 yılında kurulduğu kabul edilen Tigran Krallığının başkenti TİGRANOKERTA şehri olduğu bilinen Silvan, Helenistik Çağın en büyük ve en önemli kentlerinin başında gelmekteydi. Bizanslılar döneminde Azizler Kenti anlamına gelen MARTİRAPOLİS adını aldığı, daha sonra Süryaniler tarafından MİFERKET, Ermenice NPHRKERT, MUHARGİN, İslam kaynaklarında ise MEYYAFARİKİN, MAFARKİN, FARKİN olarak anıldığı bilinmektedir.Yine Bizans İmparatoru Justinianos döneminde Silvan, Perslere karşı önemli bir garnizon olarak kullanıldığı için şehre JUSİNİANOPOLİS olarak adlandırıldığı bilinir. Bölgede yapılan araştırmalar sonucunda Silvan’a 7 km. uzaklıktaki Hasuni Mağaralarının Anadolu’nun ilk yerleşim yerlerinden biri olduğu ve mağaraların Mezolitik dönemde yerleşim gördüğü tespit edilmiştir. Silvan çevresinin daha sonra Neolitik ve Kalkolitik dönemde de yerleşim gördüğü İ.Ö 3. binden itibaren Huri-Mitanniler, Asurlular, Urartular, Bit Zamanı Krallığı, Medler, Persler, Selevkoslar, ve Partların egemenliğine sahne olduğu, İ.Ö. 69- İ.S.53 tarihleri arasında kente hakim olan Romalılardan sonra İ.S. 226 yılına kadar kentin, Romalılar ve Sasaniler arasında el değiştirdiği bilinmektedir. İ.S. 589 yılında Bizanslıların egemenliğine giren Silvan, 639 yılında İslam Orduları tarafından fethedilir.Sonraki dönemlerde Hamdaniler, Mervaniler, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Artuklu Beyliği, İnaloğulları, Nisanoğulları, Eyyubiler, Anadolu Selçukluları gibi medeniyetlerin idaresine geçen Silvan, 1259 Moğollar tarafından zaptedilip harabeye çevrilir. Daha sonra İlhanlılar, Akkoyunlular, Karakoyunluların eline geçen Silvan, 1506 yılında Safevilerin, 1524 tarihinde de Osmanlı Devleti’nin idaresine geçmiştir. İslamiyet döneminde de Ortaçağ’ın en parlak kentlerinden biri olması, Meyyafarkin adıyla Mervani devleti’nin başkenti , Artuklu Beyliği’nin ikinci başkenti, Eyyubilerin ana merkezi olması, Silvanın tarihte önemli bir rol almasına sebep olmuştur. Tarihte TİGRANOKERTA, MARTİRAPOLİS, MİFERKET, NPHRKERT, MUHARGİN, JUSTİNİANOPOLİS, MEYYAFARİKİN, MAFARKİN, FARKİN, SLİV, SILİVA, ve bugünkü adıyla Silvan .1873 yılında ilçe merkezi olarak Diyarbakır’a bağlanan en büyük ilçelerden biri olmuştur. Silvan sahip olduğu zengin kültürü bünyesinde barındıran ve özgün bir kültür yaratmayı başarmış ender kentlerimizden bir tanesidir. Fakat ne yazık ki bugün sahip olduğu bu tarihi ve kültürel mirasları kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Silvan kalesi: Silvan kalesinin ilk ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte İ.Ö. 77 yılında Büyük Tigran Krallığının başkenti olarak kurulduğunda kent surlarının inşa edildiği, daha sonra Bizanslılar döneminde esaalı bir onarım ve eklentilerle son şeklini aldığı bilinmektedir. Bizans İmparatoru Arkadius döneminde Farqinli Süryani ilim adamı Mar Marutha , Sasani Kralı I. Yezdigirt’e elçi olark gönderilir ve II. Şapur döneminde savaşta şehit düşen ve “Kırklar” adı verilen Kırk tane azizin kemiklerinin Silvan’a getirilerek surların altına gömüldüğü bilinmektedir. Hamdaniler ve Mervaniler yönetiminde iken kaleye yeni burçlar ve surlar eklenmiş, daha müstehkem bir duruma getirilmiştir.Kale yörede var olan kalker taştan inşa edilmiş olup, kareye yakın planlı, içkale, dış sur ve dış suru çevreleyen ikinci bir surdan oluşmaktadır.yaklşık 25 metre arlıklarla 50 burçla tahkim edilmiştir.Dört yöne açılan dört ana kapısı bulunmakta dır. Aslanlı Burç: Kare planlı burcun ön yüzündeki kitabenin üzerinde; bir gül bezeğinin iki kenarında karşılıklı duran aslan kabartmaları yer almaktadır.Kitabeyi Eyyubi sultanlarındanMelik Evhad Eyyub tarafından yaptırılmıştır. Kulfa Kapısı : Surların Mervaniler dönmeinde yapılmış güney bölümünde Eyyubiler döneminde açılmış olan kapının üzerinde Eyyubi sultanı Melik Eşref’e ait bir kitabe yer almaktadır. Silvan Ulu cami: Daha önce 1031 tarihine burada küçük bir caminin varlığı bilinmektedir. Ancak camide ağırlıklı olarak Artuklu Mimarisi üslubu görülmektedir..Kubbe kasnağında Artuklulardan Timurtaş’ın oğlu Necmeddin Alpi’nin kitabesi bulunmaktadır. 1227 yılına Eyyubiler döneminde onarılmıştır. Malabadi Köprüsü: batman çayı üzerinde Silvan’a 14 km. uzaklıktadır.1147-48 yıllarında Mardin artuklu hükümdarı Timurtaş tarfından yaptırılmıştır. farnsız araştırmacı Albert Gabriel köprü için “Ayasofya’nın kubbesi köprünün altına rahatlıkla girer. Modern statik hesabının olmadığı devirde bu açıklıkta o azaman için böyle bir eser hayranlık ve takdiri muciptir. Balkanlarda, Türkiye’de ve Orta Şark’ta böyle bir köprü yoktur”demiştir . Köprü üzerinde kitabesinin yanı sıra astrolojik betimlemelrden oluşan kabartmalar bulunmaktadır. 150 metre uzunluğunda ve biri çok büyük olmak üzere 5 gözlüdür. Eyyubiler cami minaresi: İlçenin güneydoğusunda yer alan ve Eyyubiler camii minaresi , halk arsında kırık minare olarak ta anılır.Minarenin , camii ile birlikte 1199- 1244 tarihleri Eyyubiler döneminde inşa edildiğini üzerindeki kitabeden anlıyoruz. Camisi yıkılan minare günümüze ulaşmıştır. Karabehlül cami: Kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte Diyarbakır valisi İskender paşa mahiyetinde bulunan Silvan’lı Şeyh Ahmet zade Elvend Bey’in oğlu Karabehlül Bey tarafından yaptırılmıştır. Belediye Cami: İnşa tarihi bilinmemektedir.Ermeni cemaatine ait bir kilisedir. Uzun yıllar kent sineması olarak kullanılan bu yapı.1988 yılında camiye dönüştürülmüştür Hasuni mağaraları: Hasuni mağaraları, Silvan’ın 7 km. doğusunda ve tarihi malabadi köprüsü ile hasankeyf yol güzergahında yer almaktadır. Anadolu’nun en eski mağara yerleşim yerlerinden bir olan Hasuni mağaraları Mezolitik dönemde yerleşim görmüştür., antik dönemde özellikle , Hristiyanlığın ilk yayıldığı dönmelerde ve orta çağda önemli yerleşim alanlarından biri olmuştur. Mağaraların aralarında kayalığın düzleştirilmesi ile yollar ve çıkış merdivenleri , sarnıçlar ve su arkları , kaya kiliseleri, dokuma atölyeleri gibi yerlşimin sosyal ve kültürel ihtiyacını karşılayacak yapıların yanı sıra Orta çağda inşa edilmiş bir kilise de bulunmkatdır.

About these ads

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s